Öğretmen gözüyle yeni MEB yasa tasarısı

Bildiğiniz gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan yeni yasa tasarısı Meclis’e sunuldu. Tasarıya özellikle okul idarecilerinden ve sendikalardan büyük tepki var. Biz de sade bir öğretmen ve veli olarak görüşlerimizi yazalım istedik.

Aday öğretmenlerin adaylık süresinin sonunda yazılı ve/veya sözlü sınava alınacak olması son derece yerindedir. Çoğu eğitimci bilir ki teori ile pratik birbirinden çok farklı kavramlardır. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda ders görüp başarılı birer birey olarak yetişmeleri için öğretmenlerin üniversitelerde aldıkları eğitimi okullarında nasıl uyguladıkları ve kişisel karakterleri son derece önemlidir.

İyi niyetli, dürüst, çalışkan ve vizyon sahibi bir aday öğretmenin önüne hiç kimse set çekemez. Bu konuda koparılan yaygara ile ortaya atılan iddialar mesnetsiz ve gerçeklikten uzaktır.

İkinci ve en çok tepki gösterilen konu ise okul ve kurum yöneticilerinin dört yıllığına valiler tarafından görevlendirilecek olması. Eğitim adına yapılan tüm çalışmalar MEB ve dolayısıyla siyasi iktidarın hanesine yazılır. Eğitimde istenilen düzeyde olmadığımız herkesin malumudur. MEB bu durumu iyileştirmek için profesyonel ve hesap verebilen bir yönetim anlayışına geçmek istemektedir.

Bir okulda dört farklı siyasi eğilimde idareci olduğunu düşünün. Bu arkadaşların birlikte iş yapabilmeleri ne kadar mümkündür. Okul-kurum müdürünün çalışma arkadaşlarını kendisinin seçmesi mantıklıdır. Müdür, kurumunda başarısız olduğunda suçu üzerine atacak kimse bulamayacaktır. Kaldı ki dört yıllığına görevlendirilmiş olduğu için işine daha sıkı sarılacak ve okulunu bölgesinin yıldızı yapmaya uğraşacaktır. Başarısız olduğunda ise doğal olarak görevini bir başkasına devredecektir.

Dershaneler konusuna gelince; dershaneler öğrencilerin en güzel zamanlarını, velilerin alın teri birikimlerini yerle yeksan eden özel öğretim kurumlarıdır. Sosyal devlet ve sosyal adalet ilkelerine ters düşen bu uygulama ile parası olan düdüğü çalmakta parası olmayan aval aval bakmaktadır. Bu durum eğitimde fırsat ve imkan eşitliğine de terstir. Öte yandan devlet okullarının cazibe merkezi olmaktan uzaklaşması ile okulda görevli eğitimcilerin saygınlığı zedelenmektedir.

Bakanlık dershanelerin maddi manevi kayba uğramaması için gerekli önlemleri almış olup onlara dönüşüm için teşvik sözü vermiştir. Dershane öğretmenlerinden alanına hakim olanları da kendi bünyesinde mülakat ile işe alacaktır.

Denetim birimlerinin tek merkezde toplanması daha disiplinli ve amaca yönelik bir denetim mekanizmasının işlemesini sağlar.

Eğitim amacıyla yurtdışına gönderilecek olan lisansüstü öğrencilerinin seçimi ve getirilen diğer yenilikler yurtdışını cazip hale getirdiği gibi gelişmiş ülkelerin eğitim modellerini yerinde inceleyen uzmanların yurda döndüklerinde Türk Milli Eğitim Sistemi‘ne yapacağı katkılar da son derece faydalı olacaktır.

Yükseköğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü ile Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü‘nün kurulacak olması muazzam bir gelişmedir. Bakanlık çağa ayak uyduracak ve eğitim sistemine çağ atlatacak olan bu düzenlemeyle geleceğin eğitim, yönetim ve denetim kadrolarının niteliğini artıracaktır.

Yurtdışı teşkilatı kadrolarıyla ilgili yapılan düzenlemeler de isabetlidir. Bu sayede şu an çoğu boş durumda olan Eğitim Ataşeliklerine atama yapılabilecektir. Ayrıca yurtdışında yaşayan ve bulunduğu ülkede vatandaşlık, oturma veya çalışma müsadesi olan üniversite mezunu insanlarımız arasından sözleşmeli statüde öğretmen istihdam edilebilecektir. Şüphesiz bu durum yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için büyük bir müjde hükmündedir.

Kanun tasarısının maddelerine ve madde gerekçelerine baktığımız zaman eğitim sisteminde yapılacak olan büyük değişim ve profesyonellik isteği göze çarpmaktadır.

Değerli Eğitimciler, tasarı Türk Milli Eğitim Sistemi‘nde adeta bir rönesans yani ‚yeniden doğuş‘ harekatıdır. Özür grubu atamalarının yılda iki kez yapılacak olması aile birleşimine verilen değeri; eğitim denetmenliği ve şube müdürlüğü için yapılması muhtemel olan yarışma sınavları ise nitelikli ve yükselmek isteyen öğretmenlere sunulan fırsatı gösterir.

Arkadaşlar! Bizler önce eğitimciyiz. Farklı fraksiyonların eğitimci kimliğimizin önüne geçmesine izin vermeyelim. Tasarıyı ben gözüyle değil biz gözüyle, ülke menfaatleri açısından irdeleyelim. Bu tarihi bir adımdır. Eğitim sistemimizi kökten değiştirecek ülkemizi ve milletimizi layık olduğu noktaya taşıyacak olan bu „yeniden doğuş“a destek verelim.

Şu anda Milli Eğitim Camiası bir doğum sancısı yaşıyor. Yeterince dirayetli ve ferasetli olanlar yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin mimarlarından olacaktır. Bu gurur bizlere yeter! Hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür öğretmenler adına

Muhammed TÜRKMEN/

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar