Eylül'de Öğretmen Ataması Yapılacak mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Öğretmenlere yönelik biliyorsunuz 20 bin kadro açıldı ve bunun adımı atıldı. Öyle zannediyorum Ağustos'tan sonra 10 bin daha ilave edilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen günlerde bir medya kuruluşunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtülü kadın personelin çalışabilmesini sinsice eleştiren bir haber çıktığını belirterek, "Hani bu işlerden rahatsız olmuyordunuz? Niye rahatsız oldunuz? Dünya değişti, Türkiye değişti, kurumlarımız değişti ama maalesef bazı kafalar hala eski köhne alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Biz başı açık veya kapalı hiçbir hanım kardeşimizin bu şekilde çifte standarda, aşağılanmaya maruz kalmasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz." dedi.

Erdoğan, HAK-İŞ tarafından Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması'nda, kadınların sesi ne kadar yükseğe taşınırsa, ülke ve toplum olarak o sorunların o kadar rahat çözüleceğine inandığını söyledi.

Kadın meselesinin, tüm insanlığın ortak meselesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Çünkü kadın nisadır, yani insandır. Rahmetli Neşet Ertaş'ın ifadesiyle kadın insandır, erkek insanoğlu. İşte bu sebeple kadınlarımızın yaşadığı sorunların, hak ve adalet merkezli bir anlayışla çözülmesi gerekiyor. HAK-İŞ çatısının da bu mücadeleyi vermek için en uygun yer olduğuna inanıyorum. Çalışanların hak ve menfaatlerini, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi anlayışıyla korumak için yola çıkan HAK-İŞ hiç şüphesiz kadınlar hususunda da aynı hassasiyeti göstermektedir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 41 yıldır emeğin örgütlenmesi mücadelesini veren, bu mücadeleyi de yerli ve milli bir anlayışla yürüten HAK-İŞ'e kadınlarla birlikte yürüdüğü bu yolda başarı diledi.

Kadın meselesi bir insan meselesi olarak ele alındığında, bugün pek çok sıkıntının kendiliğinden çözüm yoluna girdiğinin görüldüğünü ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Esasen bizim inancımızda, nimetlerin de mükellefiyetlerin de hepsi erkekler ve kadınlar içindir. Ayrım yoktur. Sadece fıtratta olan farklılıklar sebebiyle içinde değişiklikler söz konusudur. Nitekim mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de 'İyi ve temiz erkeklerle, iyi ve temiz kadınlar ile' aynı şekilde 'kötü erkekler ve kötü kadınlar' ifadeleri geçiyor. Mükafatın ölçüsü ise cinsiyet olarak değil, salih amel olarak ifade ediliyor. Her şey bu kadar açık bir şekilde ortadayken, ısrarla din adına ve cinsiyet üzerinden insanları ayrıma tabi tutmak ancak cehaletle izah edilebilir.

Biz tüm siyasi hayatımız boyunca bu anlayışla hareket ettik. Kadınların kıyafetleriyle değil, tıpkı erkekler gibi kafalarının içindeki fikirle değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde hiçbir ayrımla uğraşmadık. Başı açık, başı kapalı ayrımı asla yapmadık. Tam tersine böyle davrananların karşısına dikildik. Bu ülkede 12 yıla yakın Başbakanlık, 2 yılı aşkın süredir Cumhurbaşkanlığı yapıyorum. Tek bir hanımefendiye kılığından, kıyafetinden, başının açık veya kapalı oluşundan dolayı olumlu veya olumsuz bir tavır içine girdiğimi hiç kimse söyleyemez. Kimse böyle bir örnek gösteremez. Aynı şekilde hiçbir vatandaşımızın, hayat biçimi sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldığı iddia edilemez."

"HALA AYNI ÇARPIK ZİHNİYETİN ARTIKLARIYLA KARŞILAŞIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle kadınları birikimleriyle değil, şekilleriyle değerlendirmenin kadınlara yapılacak en büyük hakaret olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Ülkemizde geçmişte maalesef pek çok genç kızımız okul kapılarında, pek çok hanım kardeşimiz iş yerlerinde, sokakta, kamusal alanlarda bu hakarete maruz kalmışlardır. Bu hakareti yapanların kimler olduğunu sizler gayet iyi biliyorsunuz. Sizler ikna odalarında kızlarımızın ne hale getirildiğini gayet iyi biliyorsunuz. Okulların kapılarından nasıl geri döndürüldüklerini gayet iyi biliyorsunuz. 'Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya' diye bakılan üniversite kapılarından geri çevrilen kızlarımızı gayet iyi biliyorsunuz. Hala aynı çarpık zihniyetin artıklarıyla karşılaşıyoruz."

Geçen günlerde bir medya kuruluşunda Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtülü kadın personelin çalışabilmesini sinsice eleştiren bir haberin çıktığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hani bu işlerden rahatsız olmuyordunuz? Niye rahatsız oldunuz? Dünya değişti, Türkiye değişti, kurumlarımız değişti ama maalesef bazı kafalar hala eski köhne alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Biz başı açık veya kapalı hiç bir hanım kardeşimizin bu şekilde çifte standarda, aşağılanmaya maruz kalmasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Demokrasinin, özgürlüklerin, bu ülkenin tüm imkanlarının ayrım olmaksızın 80 milyonun tamamının hakkı olduğunu, istese de istemese de herkes kabullenecek. Eğer bir barış devletini konuşuyorsak, eğer özgürlüklerin egemen olduğu bir devleti konuşuyorsak, o zaman bu ülkede kimse kusura bakmasın herkes istediği gibi giyinir kimse buna müdahale edemez, istediği gibi inancını yaşar kimse buna müdahale edemez."

Kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine, cinsiyetine, şekline, şemaline bakılmaksızın bu ülkenin vatandaşlarının tamamının, birinci sınıf hizmete layık olduğunu belirten Erdoğan, "Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak vatandaşlarımın arasında asla bir ayrımı kabullenemem. Gereği ne ise onu da yaparım. Şayet bunu kabullenemeyen varsa, öyle iki yüzlülükle, riyakarlıkla, alavere dalavereyle değil, mertçe yiğitçe çıksın ortaya söylesin fikrini. Türkiye demokratik bir millet olduğuna göre, hakem kimdir? Millet. Milletimiz kimin haklı olduğunu söylüyorsa, gelin onu uygulayalım ve ülkemizi artık böyle utanç verici tartışmalarla oyalamayalım." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi diyorlar ki 'Gençlerimiz için evet.' Ama bakıyorsun birisi de çıkmış 'Gençlerimiz için hayır diyoruz.' diyor. Bu nasıl bir iş. Şimdi 'Gençlerimiz için hayır.' Kim diyor bunu? Kandil'deki diyor. Bunu aklım alıyor. Der. Niye? 13-14-15-16-17-18 yaşındaki gençleri, kız-erkek aldatarak bunlar Kandil'e kaçırmadılar mı? Orada bunlara özel eğitimler vermediler mi? Verdikleri bu özel eğitimlerle, ellerine silahları vermek suretiyle, bunlar benim vatandaşlarımı öldürmediler mi? Şimdi ne diyorlar? 'Bunun için 'hayır.' 16 Nisan bu tezgahı bozma günüdür. Buna hazır mıyız? Mesele bu." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadını zayıf, korumasız, aciz görerek ona şiddet uygulayan kimse, açık söylüyorum, zavallının ta kendisidir. Hele hele sırf kendi üstünlüğünü göstermek için kadına el kaldıranların durumu cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerden farklı değildir. Aynı şekilde bu kadını medyada, sokakta, iş yerinde bir meta gibi pazarlayan anlayışla ilkel dönemlerdeki köle tacirleri arasında fark yoktur. Bunu da özellikle ifade ediyorum." dedi.

Erdoğan, HAK-İŞ tarafından Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması'ndaki konuşmasında, 16 Nisan'da referanduma sunulacak anayasa değişikliğiyle 18 yaşındaki gençlere seçilme hakkını getirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimse kimseyi aldatmasın, nereden başladı bu? 30 yaşından başladı. Önce bunu 30 yaşından biz 25 yaşa indirdik, dedik ki bu da yetmez. Bunu bu kardeşiniz yıllardır söylüyor, biliyor musunuz? Ama yıllardır maalesef bunu kimseye anlatamadık ama şimdi dedik ki artık bu iş olacak, şimdi artık milletimize gidiyoruz. Seçme yaşını 18 olarak kabul ediyorsun, seçilmeyi niye kabul etmiyorsun?" diye konuştu.

Zor olanın seçmek olduğunu, seçilmenin seçmeye göre daha kolay olduğunu dile getiren Erdoğan, gençlere güvendiklerini ve bu gençlerin 15 Temmuz'da kendilerini çok ama çok farklı ispat ettiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-16'ların karşısında gençlerin ve kadınların, yaşlıların durduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Ölüm mölüm dinlemediler, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda/Canı cananı bütün varımı alsın da Hüda/Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.' dediler ve ölüme yürüdüler ve bu gençlik o gece 'Arkadaş yurdumu alçaklara uğratma sakın/Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın/Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın/Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.' Göğsünü siper etti. Neye? Bombalara. Neye? Mermilere. Kardeşlerim böyle bir gençliğe siz ön açacaksınız. İşte şimdi biz bunu yapıyoruz. Dünyada 22 yaşında, 23, 24,25 yaşında bakan oluyor da milletvekili oluyor da benim ülkemde Ahmet'im, Mehmet'im, Ayşe'm, Fatma'm neden olmasın."

Şahsen 2017 yılında halen bu meseleleri konuşuyor olmaktan ar ettiğini, utandığını ve sıkıldığını belirten Erdoğan, "2053", "2073" dediği zaman birilerinin kendine göre dalga geçtiğini söyledi.

"YARINLARI KONUŞACAĞIZ"

Bugünü değil yarınları konuşacaklarını dile getiren Erdoğan, "Sadece evlatlarımızı değil, torunlarımızı konuşacağız. Bizler lider bir ülkeyi inşa edeceksek, lider bir ülkeyi ihya etmenin tohumlarını atacaksak, onun planını, onun projelerini şimdiden yapmak durumundayız. Bölgemizde siyasi ve beşeri haritaların yeniden çizildiği, ülkemizin üzerinde 100 yıllık oyunların yeniden tedavüle sokulmaya çalışıldığı bir ortamda biz bu meselelerle meşgul olamayız, olmamalıyız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde her kim kılık kıyafet, saç sakal, inanç, ibadet tartışması açıyorsa, bunun tek amacının bu ülkeye ve bu millete zarar vermek olduğuna vurgu yaparak, "Her kim hayat biçimi tartışması açıyorsa bilin ki sebebi kendi hayat biçiminin tehlike altında olması değildir. Tam tersine bu tartışmayı açanların asıl gayesi kendi hayat biçimleri dışındakilere tahammülsüzlüklerini gizlemektir." diye konuştu.

Siyasi iradeyle devletin kurumları arasında sorun olduğu havasını yaymaya çalışanların derdinin siyasi veya kurumları korumak değil, çatışmanın fitilini ateşleyerek kendilerine alan açmak olduğunu belirten Erdoğan, "Ama müsterih olun, rahat olun, devletin ve siyasetin özellikle zayıf şekilde inşa edilmiş yapısı içerisinde kendilerine gizli iktidar gücü devşirenlerin inşallah sonu geliyor. Eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuşanlara, milletimiz ben inanıyorum ki 16 Nisan'da nihai tokadını vuracak, son sözünü söyleyecektir. Bu konuda iki kesime çok güveniyorum; birisi gençlerimiz, diğeri kadınlarımız." değerlendirmesinde bulundu.

Şu anda asgari 7 milyon gencin bulunduğunu ifade ederek, salondakilere hitaben, "Kapı kapı dolaşmaya var mısınız?" diye soran Erdoğan, "Evet" karşılığını aldı.

"Kapı kapı dolaşacağız, yorulmak yok." ifadesini kullanan Erdoğan, "Gençler 16 Nisan'da geleceğimize sahip çıkmaya hazır mıyız? Hanımlar, 16 Nisan'da insan olarak haklarınızı teslim etmek yerine hala sizi istismar peşine koşanlara derslerini vermeye hazır mıyız?" diye sordu. Salondakiler, "Evet" yanıtını verdi.

Aile kurumunun, kadını ve erkeği eşit şekilde kucaklayan yapısıyla karşılaştıkları sorunların en kadim ve en sağlıklı çözüm yolu olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Batı dünyası, yakaladığı refah seviyesine rağmen aile kurumunun tahribatı sebebiyle hızla çöküşe doğru sürükleniyor. Biz bu yanlışa düşmeyeceğiz, her alanda gelişirken, büyürken, değişirken, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mücadelesi verirken aile kurumuna da sıkı sıkıya sahip çıkacağız." dedi.

"AİLE KURUMU, KADININ İŞİNİ KOLAYLAŞTIRAN BİR İŞLEVE SAHİPTİR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hayatın tüm alanları gibi aile içinde de şiddetin asla tasvip edilemeyeceğini belirterek, inançlarında da ayrım yapılmaksızın insanların tamamının eşref-i mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi olduğunu söyledi.

Haksız yere zulme uğrayan her kişinin insanlığın vicdanında kanayan bir yara olduğunu dile getiren Erdoğan, kadını zayıf, korumasız, aciz görerek ona şiddet uygulayanların "zavallının ta kendisi" olduğuna vurgu yaptı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hele hele sırf kendi üstünlüğünü göstermek için kadına el kaldıranların durumu, cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerden farklı değildir. Aynı şekilde bugün kadını medyada, sokakta, iş yerinde bir meta gibi pazarlayan anlayışla ilkel dönemlerdeki köle tacirleri arasında fark yoktur. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Her hal ve şart altında kadına kurumsal güvence sağlamanın yolu aileyi güçlü tutmaktan geçiyor. Bugün eğitim hayatında, iş hayatında, siyasette ve diğer tüm alanlarda iddia ve konum sahibi kadınlarımıza baktığımızda arkasında güçlü aile desteği bulunanların ezici çoğunluğu oluşturduğunu görürüz. Demek ki aile kurumu kadının önünü kapatan değil, tam tersine işini kolaylaştıran bir işleve sahiptir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Siyasi hayatımda kadınlarımıza zaten çok borçlanmıştım. 15 Temmuz'dan sonra buna bir de can borcu eklendi. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadınlarımızla omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz." dedi.

Erdoğan, HAK-İŞ tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması'nda, siyasetteki başarısında kadınların oynadığı role dikkati çekti.

Siyasette 40 yıldır verdiği mücadelede başarılı olmasının gerisinde iki önemli faktör bulunduğunu belirten Erdoğan, "Birincisi daima bana destek olan bir eşe ve çocuklara sahip olmamdır. İkincisi de gençlik kollarından ve 1989 yılındaki ilk adaylığımdan itibaren tüm siyasi çalışmalarımda hanımların etkin şekilde yer almasıdır. Bugün de katıldığım toplantılarda ziyaret ettiğim şehirlerde en büyük dayanışmayı, muhabbeti, iltifatı hanım kardeşlerimizden görüyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi sokaklara dökülerek canları pahasına ülkesini ve milletini savunanların arasında çok sayıda kadının da bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Şehitlerimizin arasında 11 kadın kardeşimiz vardı. Allah rahmet etsin. Onlar Sevgili Peygamberimize en yakın makamdalar. Marmaris'te şahsımı yok etmeye gelen teröristler bizi bulamayınca oradaki aralarında kadınların da bulunduğu polis kardeşlerimize saldırdılar. İki yakın korumamı, polisimi şehit ettiler. Kadın polislerimizden de ağır şekilde darbedilenler bulunuyor. Siyasi hayatımda kadınlarımıza zaten çok borçlanmıştım. 15 Temmuz'dan sonra buna bir de can borcu eklendi. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadınlarımızla omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz."

"KADINLAR İŞ HAYATINDA GİDEREK YÜKSEK ORANLARDA YER ALMAYA BAŞLIYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışan kadınların hem cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan sorunlarla hem de iş hayatının getirdiği sıkıntılarla mücadele etmek zorunda olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ülkemizde kadınlar iş hayatında giderek yüksek oranlarla yer almaya başlıyor. 2003 yılında yüzde 23,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranı geçtiğimiz yıl yüzde 33,1'e yükseldi. Dikkat ederseniz ülkemizde istihdam edilen kişi sayısı sürekli artmasına rağmen işsizlik oranları ya azalmıyor ya da tam tersine yükseliyor. Bunun sebebi çalışan insanların işsiz kalmasından ziyade gençlerin ve özellikle kadınların giderek artan şekilde iş gücüne katılımıdır. Mesela, 2016 yılında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yıla göre 400 bin yükselirken işsizlik oranı yüzde 10,5'ten yüzde 12,1'e çıktı. Biz kadınlarımızın ve gençlerimizin iş gücüne katılımından dolayı gayet memnunuz. Çalışmak isteyen herkes için yeni iş alanları oluşturmak, bu işin siyasi sorumluları olarak bizlerin görevidir. Nitekim, geçtiğimiz günlerde bir istihdam seferberliğinin başlatılmasına öncülük ettim. İş dünyamıza çağrıda bulunarak, bu yıl en azından bir ila bir buçuk milyon ilave istihdam hedefine ulaşmamız gerektiğini ifade ettim. Devlet de bu konuda üzerine düşenleri elbette yapacaktır. Kamu yapacaktır. Belediyelerimiz de yapacaktır. Bu seferberlikten en büyük faydayı göreceklerin başında istihdama katılım oranları en fazla artan kadınlarımız geliyor. Hatta istihdamda kadınlara ve gençlere özel teşvikler de malum, Başbakanımız defaatle açıkladı, getiriyoruz. Bunun yanında çalışan kadınlarımıza annelik görevlerini ifa ederken her türlü kolaylığın gösterilmesi, özel önem verdiğimiz hususların başında geliyor. İnşallah yarınlar bugünden daha da güzel olacak."

Kadınların "kadro" diyerek tezahüratta bulunması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiğiniz gibi dün veya evvelsi gündü, Sayın Başbakanımız bu konuyla ilgili zaten bir cevap verdi. Gerekli talimatların sorumlu arkadaşlara verildiğini ifade ettiler. Hazırlıklar bütün konumlar değerlendirilmek suretiyle yapılıyor. Unutmayın 16 Nisan'dan sonra yeni bir dönem başlayacak. Bu yeni dönemin şartlarına göre de bütün konular çok daha farklı bir şekilde ele alınacaktır. Öğretmenlere yönelik biliyorsunuz 20 bin kadro açıldı ve bunun adımı atıldı. Öyle zannediyorum Ağustos'tan sonra 10 bin daha ilave edilecek. Aynı şekilde tabii ki işçiler noktasında da taşeronlar noktasında da Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi, 'Talimatları verdim.' dedi, onun sürecini artık oradan takip edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle bir konuyu vurgulamak istediğini belirterek, şunları anlattı:

"Karşımıza maalesef aslı astarı olmayan ifadelerle yaklaşanlar oluyor ama ben şunu söylüyorum: Biz sizleri yaratandan ötürü seviyoruz. Şu anda Cumhurbaşkanıyım. 2019'un Ağustosu'na kadar Cumhurbaşkanıyım. Hükümet, 2019'un Kasımı'na kadar zaten hükümet. Şu anda bu süreç zaten bu şekilde zaten devam edecek. Bizim bazı şeyler için telaşımız yok ama biz bir sistem değişikliğiyle ülkemize sıçrama yaptırtalım istiyoruz. Biz şu 14 sene içinde ne tür engellerle karşılaştığımızı gayet iyi biliyoruz ama diğerlerinin böyle bir durumu oldu mu? Yok. Onların, dün de söyledim, dikili ağacı yok bu ülkede. Onlar çukur eşmekle meşgul, onlar yer altına konaklama yerleri yapmakla meşgul, onlar Hakkari'ye gidip başkalarının paçavralarıyla miting yapmakla meşgul, biz ise bayrağımızla yürümekle meşgulüz."

Salona "Tek millet için, tek bayrak için, tek millet için, tek devlet için ne diyoruz?" diye soran Erdoğan, "evet" yanıtını alınca, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda altıncısı düzenlenen organizasyonun kadınlara hayırlı olmasını dilerken, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenleri kutladı, HAK-İŞ yönetimine başarı diledi.

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen HAK-İŞ 6. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması'na eşi Emine Erdoğan ile katıldı.

Erdoğan'ın salona girmesinin ardından katılımcılar ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak, "Recep Tayyip Erdoğan" şeklinde tezahüratta bulundu.

Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

HAK-İŞ Kadın Komitesi'nin 1 yıllık çalışmalarının anlatıldığı filmin ardından Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını HAK-İŞ atkısıyla yaptı. Konuşmasının ardından HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Erdoğan'a, HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Yavuz da Emine Erdoğan'a hediye takdim etti.

Programa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstanbul Valisi Vasip Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da katıldı.

Programın sonunda aile fotoğrafı çekildi.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar